Biz ölümsüzleriz,
Milyonlarcayız,
Acı çekeriz ama,
Asla ölmeyiz...
Lavların aktığı bir nehir vardı önümüzde,
Binlercemiz dizilmişiz kıyısına...
Herkes gözlerini dikmiş,
Nehre bakıyor...
Ölmeyeceğini bildiği halde,
Atlayıp karşıya geçemiyor kimse...
Acıyacak, çok yakacak ama,
Yine de ölmeyecek hiçbiri...
Bekledim ben de aralarında,
Yüzlerine bakıyorum,
Anlamaya çalışıyorum niye diye...
Ölmeyeceğiz diyorlar yüzleriyle,
Gözleriyle ise bahaneler...
Hepsi de aynı aslında,
Acının korkusu...
Uyuşturucu gibi, oyalıyor beni de...
Biri atlasa diyorum,
Bir an bile beklemeyeceğim,
Peşinden gideceğim...
Atlayan yok...
Karşıya baktım,
Orda da birşey yok,
Ama durmanın da manası yok,
Ölümsüzüm,
Kalırsam burda,
Sonsuza kadar sürecek...
İlerlemem gerek,
Ne var bilmem gerek...
Ansızın bıraktım kendimi,
Ateşten dalgaların içine...
Aman tanrım nasıl bir acı!
Nefes alamıyorum,
Kulaçlarımı kaldıramıyorum,
Ayaklarımı çırpamıyorum,
Yanıyorum...
Zorluyorum kendimi,
İlerledim yavaştan...
Öyle yavaş ki,
Yıllarım geçecek sanki...
Etrafıma baktım zoraki,
Beni görünce atlarlar sanmıştım...
Kimse yok, bir kaç kişi gülüyor,
Diğerlerinin umurunda bile değilim...
Baştan aşağı acıyla, aptal gibi hissediyorum...
Öfkem yardım ediyor, hızlandım...
Elim toprağa değdi sonunda,
Fırlayıp çıktım karaya...
Derin bir nefes aldım,
Buz gibi, acısız...
Hayatımın en güzel nefesi...
Dinleniyorum, serin toprağa oturup...
Arkama baktım ansızın,
Kimse bana bakmıyor...
Umursamıyorlar güya,
Aptalmışım gibi,
Ama her hallerinden belli,
Yapamadıklarını yaptım,
Ölümsüzğün,
Karanlık kıyısından kaçtım...
Hala ölümsüzüm, ama beklemeyeceğim...
Yoluma döndüm,
Ufukta hiçbir şey yok...
Koşmaya başladım,
Serin havada, bütün huzurumla...
Saatlerce koştum, tüm gücümle...
Ufukta bir dizi insan,
Bekliyorlar yine...
Yanlarına geldim,
Önlerinde uzanan,
Issız araziye baktım,
Bucaksız arazi...
Ne var ki burda diye sordum,
Mayın tarlasıymış...
Bir dakika beklemedim,
Gelirler mi diye düşünmedim...
Tüm gücümle fırladım...
Daha dört adım atmamıştım,
Sol bacağımda keskin bir acı...
Kulaklarım çınlıyor,
Tozdan nefes alamıyorum...
Bütün uzuvlarım savruluyor,
Sanki bana ait değilmiş gibi...
Yapıştım yere aniden...
Toplandım, temiz bir soluk aldım,
Tekrar koştum, acıya rağmen...
Çıtırtıyı duydum,
Durmadım bile,
Yine o acı,
Yine uçuyorum...
Koşarken,
Bütün mayınları patlatmış olabilirim,
Acı, toz, savrulma,
Yönümü bile kaybetmiş olabilirim...
Koştum, patladım...
Koştum, patladım...
Sonun da bitti,
Koşuyorum ama acı yok...
Durdum,
Temiz, acısız hava...
Tadını çıkardım biraz...
Arkama bakmadım bu sefer...
Ufuktaydı gözüm,
Bir şey görünüyordu bu sefer,
Ufaktan bir mavilik,
Ne olduğunu çözemedim,
Koşmaya başladım...
Günlerce koştum,
Acıyordu her yanım,
Yorgunluktan...
Durdum nefes almak için,
Tam o anda,
Bir ıslık duydum...
Kafamı çevirmeden,
Metal, çeneme çarptı...
Başımın ardından,
Tüm vücüdum savruldu dönerek,
İki metre öteye...
Yere yapışmıştım,
Suratımda ölümüne bir acıyla...
Ağzım da kumun tadı...
Öylece yatıyorudum...
Hafif doğruldum,
Kafamda bir ağırlık,
Elimde süngülü bir tüfek...
Çukura düşmüştüm,
Sesleri duymaya başladığımda,
Farkettim siperde olduğumu,
Kafamda miğferimle...
Etrafımda yüzlerce asker,
Ateş ediyorlar karşı sipere...
Tüfeği doğrulttum düşmana,
İlk atışımla,
Vurdum birini kafasından...
Düştü siperin içine,
Geri kalktı, hedefinde ben vardım...
O an anladım,
Ölümsüzlerle savaştığımızı,
Ölümsüzün, ölümsüzle savaşı...
Gereksiz, sonu olmayan,
Korkak bir savaşın ortasındaydım...
Kimse siperlerinden çıkamıyor,
Devam edemiyor koşusuna...
Fırlattım tüfeğimi,
Çıkardım üniformamı...
Zıpladım siperden,
Koşmaya başladım karşıya...
Önce birkaçı gördü düşmanın,
Vücumdumda onlarca kurşun acısı...
Iskalamıyorlardı, yılların uzmanlığı...
Sonra diğerleri gördü,
Onlarca, yüzlerce, binlerce,
Ateş hattının ortasındaydım,
Kara bulut gibi yağıyordu...
Acıdan diz çöktüm yere,
Daha yarısındaydım oysa...
Kafama, vucuduma çarpan şarapneller,
Geri itiyordu beni...
Acı umrumda değildi ama,
Gücüm yetmiyordu ilerlemeye...
Geçemeyeceğimi düşündüm,
Geri dönecektim tam,
Çıktığım siperden ateşe başladılar...
Ansızın sıkışıp kaldım,
Bu iki siperin arasında...
Yüzlercesi gördü beni,
Hepsinin hedefi bendim artık,
Ayağa kalktım,
Milyonlarca şarapnelin arasında,
Arafta...
Benim siperim, beni vuruyordu ama,
Bana güç veriyordu...
Geri itemiyordu artık karşı siper...
Koşmaya başladım, binlerce acımla,
Ardı ardına binen acılarlar...
Sonunda ulaştım,
Tüm gücümle gerildim,
Zıpladım, siperin üstünden...
Altımda ki çaresizliği gördüm,
Sipere sıkışıp kalmışlığı...
Aştım siperi, ulaştım ıssıza...
Bitmişti,
Durmuştu acı...
Kimse görmüyordu artık beni...
Ufuğa baktım, mavi daha da büyümüştü...
Az ötemde ufak bir birikinti vardı,
Hemen eğildim başına,
Elimi yüzümü yıkadım,
O an gördüm,
Dalgalanan suyun üstünde yüzümü,
Sakallarım vardı,
Hem de beyazlamışlardı...
Ölümsüzdüm hala ama,
Büyüyordum,
Ölümlü bir ölümsüz yolunda...
Aniden aklıma nehrin kıyısı geldi,
Karanlığa mahkum binlerce ölümsüz...
Dünya ölümlü,
Atmosfer,
Güneş,
Yıldızlar...
Hepsi ölümlü...
Bunlar gittiğinde,
Boşlukta,
Sonsuzda,
Var olacak olan ölümsüzler...
Karanlığın,
Nefes alamayışın sonsuz köleleri...
Doğruldum,
Ufuğa, maviye baktım,
Ulaşamamıştım daha,
Ulaşamayacaktım belki de...
Sonra yoluma baktım,
Timsahlı bir bataklık,
Gülümsedim,
'Ölümsüzün ölümlülüğüne!'
Koştum timsalara...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder